Sayfalar

26 Nisan 2011 Salı

Kocaman Bir Merhaba!



Nasıl başladık bu yola? Ne zaman bu kadar samimi olduk? Nasıl bu kadar bağlandık birbirimize? Açıkçası bilmiyorum.
Başta her gün farklı kişilerle dolan bir edebiyat sınıfı vardı. Başımızda Remzi Hoca'mız öyle gelir gider dururduk. Sonra ne oldu bilmiyorum.
Merve Ayça Gülşah Huriye Emre Didem... Bu isimler benim için ne zaman bu kadar değerli oldu onu da bilmiyorum.
Ama mutluyum. Mutluyum çünkü her salı perşembe çok değer verdiğim insanlar buluşuyorum. Bir grup içinde olmak o kadar güzel ki!
Ne yapacağız; paylaşacağız yazacağız yazacağız, yazacağız... (Benim tafralarımı çekmek filan yok farkındaysanız!) Emre'nin ara sıra yaptığı iğrenç esprilerle gevezeliklerle Didem'in "Şimdi şey hocam şey yani şey..." demeleriyle Ayça'nın komiklikleriyle Gülşah ile benim kavgalarımla Huriye'nin şarkılarıyla Merve'nin "Hacım çok iyi yazmışsın." deyişleriyle eğlenip yazacağız işte. Remzi Hoca'nın gözüne gireceğiz.
Teşekkürlerimi iletmeye başlayayım...
Yaratıcı Yazarları gibi bir grubu toplayan Remzi Hoca'ya
Psikopat yazılarıyla ve iğrenç şakalarıyla bizi eğlendiren, gülümseten Emre'ye
Ara sıra hoca diyeceğine hacım diyen sevgili Didem'imize
Şarkılarıyla bazen koptuğumuz tip tip dans etmeye başladığımız Huriye'ye
Laf sokmalarıyla bizi eğlendiren ve aramızda yazamam diye mızmızlık yapmayan Gülşah'a
Her okuduğumuzda renkleri ve ruh hallerini gördüğümüz yazıların yazarı Ayça'ya
Yazmayıp yazmayıp aramızda tek makaleyi çıkaran Merve'ye
Bu blogu oluşturmam için yardım eden ve daha edecek olan Tolga'lara
Ve bu fikri aklıma düşürdüğü için ilham perisine teşekkür ediyorum...
Siz olmasanız... diye duygu sömürüsüne devam etmeyeceğim.
Hadi yaratıcı yazarlar, yaratmaya başlayayım!
Şimdilik hoşça kalın!
Sevgilerle...
Nar-ı Beyza ( İrem )

25 Nisan 2011 Pazartesi

Tanrı Değiliz Ama Yaratıyoruz!

Evet, neden böyle bir başlık? Şu şekilde açıklayabiliriz ki biz okulumuzda oluşturduğumuz "Yaratıcı Yazarlar" etkinliği ile birbirimiz ile yazılarımızı paylaşıyor; yarışmalara hikâyeler gönderiyoruz. Gönderdik en azından daha önce, ileride ne olur bilemiyorum. Hah, ne diyordum. Biz blog açmaya karar verdik. -Yalan. Direk İrem (Nar-ı Beyza) karar verdi; sonradan haberimiz oldu. Sonra başlık bulun diye söylendi durdu. Bir yazıma koyabilme derecesindeki bu yüce başlığı söyledim ben de. Sanki oldu bu, değil mi? Yaratıcı Yazarlar, olmamız nedeniyle cuk diye oturdu da diyebiliriz.

Peki ya biz ne yapacağız?
Şöyle diyelim; İrem'in tafralarını çekecek, Ayça'nın tekrar yazmasını sağlayacak, yazılarımızı paylaşacak, hocamızın gözüne girmeye çalışacağız.
Pişman mıyız? Hayır.

Tema için Tolga'ya teşekkür ediyoruz.

Neyse, ben lafı daha fazla uzatayım,canım istedi.

Şimdi, burada ne haltlar yiyoruz? Çok eğleneceğiz. İrem'in vampirlerinden benim intihar edip duran karakterlerime, Ayça'nın psikolojik sorunlu kahramanlarından Didem'in ketum'larına, Gülşah'ın karlarından Merve'nin elma şekerlerine kadar her şey olacak. Hatta, Huriye'nin Hindistan'ın baharat kokuları bile var.

Şimdi, biz yazdığımız yazıları sırası ile eklerken, sizlere bilgiler de vereceğiz, yani ben vereceğim en azından kendi yazılarımla alakalı. Sonra, işte biz blog açtık, ben lafı uzattım falan.

Ben Emre. Emreduard olarak karşınızdayım. Hadi sağlıcakla kalın. Kan emmeyi unutmayın.